«

»

Şub 11

Makaleler/ Articles

Bağışıklık cevabının ve enflamasyonun artması, enzimatik reaksiyonların yavaşlaması, alerjik reaksiyonlar, hormonal yetersizlikler, sinir ileticileri fonksiyonlarının bozulması ve toksinlerin beyin ve diğer organlar üzerine olan direkt etkileri sonuç olarak yaygın gelişimsel bozukluğa yol açmaktadır.

2005-2010 yılları arasında yüzlerce hastada ağır metal testi yaptık ve hastaların tümüne yakın bölümünde bir veya daha fazla ağır metal yükünün artmış olduğunu saptadık. Tespitlerimize göre ülkemizde en çok kurşun zehirlenmesi görülmekte, onu cıva zehirlenmesi takip etmektedir.

Bu toksinlerin bazıları devamlı soluk alıp verdiğimiz evlerimizin havasında, badanasında, halısında, mobilyasında, elektronik eşyalarda ve hatta pencere çerçevelerinde de mevcuttur. Ayrıca balıklar başta olmak üzere gıdalarda, bazı aşılarda, kozmetiklerde, çamaşır yumuşatıcılarında, oyuncaklarda, okul araç gereçlerinde ve daha pek çok kaynakta ağır metaller bulunmaktadır.

Bu toksinler başta çocuklar olmak üzere bütün ev halkının davranış, algılama, bilişim ve motor fonksiyonlarında değişik şiddetlerde bozukluklara neden olmaktadır. Yaş ne kadar küçük ve beyin ne kadar az olgun ise zarar da o oranda artmaktadır.

Hepimiz hemen her kaynaktan çeşitli şekillerde ve miktarlarda toksik maddeleri alıyoruz, ama sağlıklı ve yeterli bir metabolizmaya sahipsek bunları temizleyebiliyoruz. İşte otizm yelpazesindeki çocuklar sahip oldukları gen polimorfizmleri nedeniyle bunu yeterince gerçekleştiremediklerinden, aldıkları toksinler vücutlarından atılamamakta ve özellikle yağdan zengin dokularda birikmektedir. Beyin yağ bakımından en zengin organlar arasındadır. Böylece beyinde biriken toksik maddeler çeşitli düzeylerde hasarlar oluşturmaktadır.

Gen polimorfizmleri onbinlerce yıldan beri var olmalarına karşın otizm tablosuna neden olmamışlardır. Ancak son elli yılda artan çevre kirliliği nedeni ile otizmde tam anlamı ile bir patlama olmuştur. Eğer çevresel etkene maruz kalınmasa, sadece polimorfizmlerin varlığı çocukları belki de otistik yapmaya yetmeyecektir.

Birçok uzman otistik çocukların anne babalarına, otizmin bilinen bir nedeni olmadığını, hiçbir zaman düzelemeyeceğini söyleyip çocuklara çeşitli ilaçları vermekte ve özel eğitim dışında bilinen başka tedavi olmadığı söylemektedirler.

Tabii ki esas neden ortadan kaldırılmadığı için eğitimden de fedeflenen yarar sağlanamamakta, yıllar süren çabalar anne ve babaları bir taraftan maddi zarara uğratmakta diğer taraftan da yılgınlığa sürüklemektedir.

Son yıllarda yapılan araştırma ve uygulamalar, otizmin gizlerini hızla çözmeye başladı. Çok sayıda araştırma otistik çocuklarda beyin kan akımında azalma, sinir sistemi iltihabı (nöroenflamasyon), bağışıklık yetersizliği, oksidatif stres, mitokondrial fonksiyon bozukluğu, sinir-ileticisi (nörotransmitter) bozuklukları, toksin temizleme sorunları ve bağırsak florası bozukluklarının varlığını göstermektedir.

DAN! (Defeat Autism Now!) Protokolü’nde ifadesini bulan bu bilimsel yaklaşım son birkaç yıl içinde olumlu sonuçlarını göstermeye başladı. Hepsi olmasa bile önemli sayıda otistik çocuk etkin bir biyomedikal tedavi (hiperbarik oksijen tedavisi, detoksifikasyon ve chelation, diyet, vitamin ve mineral destekleri, enzim ve aminoasit destekleri, biofilm tedavisi, genlerin by-pass edilmesi vb) ile önemli aşamalar kaydedebiliyor, hatta otizmden kurtulmayı başaran çocukların sayısı hiç de az değil ve günden güne artıyor.

Bir Cevap Yazın